Doğru Bilinen Yanlışlar

Doğru Bilinen Yanlışlar

          Her gün çeşitli yayın organlarında beslenme konusunda birtakım haberler çıkıyor, bunların bir kısmı bilimsel olmasına karşın; bazıları ise doğruluktan tamamen uzak maalesef ki. Ancak asılsız haberlerin daha çok prim yapması doğru bilinen birtakım yanlışların ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Bazen doğru bildiğimiz yanlışlarla gereksiz kısıtlamalar yapabiliyoruz. Durum böyle olunca sağlıklı beslenmek gözümüzde büyüyüp zorlaşıyor. Bunu aşmanın yolları var tabii ki. Öncelikle bir yerlerden kulağımıza çalınmış yanlış bilgilerin farkına varmakla başlayabiliriz.

Şu yaygın inanışlar size de tanıdık gelmiyor mu?

Bilgiye ulaşmak günümüz teknolojisinde kolaylaştıkça, doğru ve temiz bilgiye ulaşmakta bir o kadar zorlaşıyor. Bu gerçek her konuda olduğu gibi sağlıklı beslenme konusu için de geçerli. Her gün iletişim araçlarında sağlıklı beslenme ile ilgili yeni bir ilkeyle karşılaşıyor, bir bilgi bombardımanına tutuluyoruz. Aslında bunun tek nedeni sağlıklı beslenmenin yaşam kalitesi üzerinde olan etkisi ile giderek popüler bir konu olması hatta artık yeni ve gelişen bir Pazar haline gelmesi.

Bu bilgi bombardımanında doğru bilinen yanlışlar arasında en yaygın olanları:

Konu beslenme alışkanlıklarına geldiğinde; öneriler genelde besin değeri en yüksek ve en sağlıklı gıdaların tüketilmesi yönünde oluyor. Ancak seçeneklerin çokluğu, hangi diyetin uygulanacağı ya da nelerin tüketilmesi gerektiği konusunda kafaları karıştırıyor.

Peki uzmanların yanıldığı noktalar varsa ne oluyor? Yakın zamanda yapılan araştırmalar, beslenmeyle ilgili birçok yaygın görüşün aksini ispatlar nitelikte. Authority Nutrition yazarı Kris Gunnars tarafından bir araya getirilen “doğru bilinen yanlışları” Uplifers olarak, sizlere aktarmayı uygun bulduk.

 

YANLIŞ: Su içersem zayıflarım!

DOĞRU: Suyun sağlıklı beslenmedeki yeri çok önemlidir. Su; sodyum, flor, potasyum, kalsiyum ve klor minerallerini sağlar, vücutta oluşan toksik maddelerin uzaklaşması için gereklidir. Kilo vermede ise vücudun ihtiyacı olan kalori, karbonhidrat, protein, vitamin ve diğer bazı mineralleri içermediği için tek başına zayıflamada etkisi yoktur. Sağlık için günde ortalama 2 litre su içmek yeterlidir.

YANLIŞ: Öğünlerden birini atlarsam kolay kilo veririm!

DOĞRU: Öğün atlayan kişiler kısa sürede kilo verebilir. Ancak daha sonra hızla verilen kilonun tamamımı geri almaktadır.

Sağlıklı kilo; çeşitli besinlerden oluşan küçük porsiyonlu 3 ana öğün ve en az 1 veya 2 ara öğünle verilebilir.

YANLIŞ: Sigarayı bırakırsam hızlı kilo alırım!

DOĞRU: Sigara içerisinde bulunan nikotinin metabolizma hızına çok önemli bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle sigara bırakıldığında hızlı kilo alımına neden olmamaktadır. Kilo alımının nedeni metabolizmadaki ufak değişiklik değil, yerine konulan yiyeceğin türü ve miktarıdır. Sigarayı bırakan bireyler, şekersiz sakız ve haftalık 150 dakikalık fiziksel aktivite ile kilo alımının önüne geçebilir.

YANLIŞ: Saat 18.00’den sonra bir şey yersem şişmanlarım!

DOĞRU: Sağlıklı kilo vermek için temel kural yemeğin ne zaman yenildiği değil, gün içerisinde ne kadar yenildiği ve ne kadar fiziksel aktivite yapıldığıdır. Öğünlerde miktarlar açlık durumuna göre ayarlanırsa, saat 18.00’dan sonra yenilen yemekler kilo alımına neden olmaz ve kilo kontrolünü sağlar. Yemek yeme saatine günün ilk öğünü olan kahvaltıyla başlayarak, öğünler arasında en az 3-5 saat boşluk bırakmak gerekir. Yatmadan en geç 2 saat önce 1 ara, en geç 4 saat önce ana öğün yapılmak metabolizmanızı hızlandırır.

YANLIŞ: Kalorisi düşük olan kepekli ürünlerle kolay kilo veririm!

DOĞRU: Kepekli ürünler normal ürünlere göre daha az kalori içermez. Kepek, diyet lifi içeriğini artırarak, kalp damar hastalığı ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıklardan korunmada önemlidir. Kilo vermek için sebze ve meyvelerden yeterince diyet lifi alınabilmektedir. Kilo verecek kişinin sağlık profiline göre kepekli ürünlerin miktarı ayarlanmalıdır.

YANLIŞ: Sabah aç karnına limon suyu içersem yağ yakarım!

DOĞRU: Hiçbir besin yağ yakamaz. Bazı besinler içerdikleri kafeinden dolayı kısa süreli etkisi ile vücuda alınan kalorinin enerji olarak kullanılmasına yardımcı olur. Ancak asitli besinlerin böyle bir etkisi asla bulunmamaktadır. Bu içecekleri içerek mide asidini artırıp daha çok acıkmak yerine salatalara limon sıkılmalıdır.

 

 

  • “Kepekli ürünlerin enerjisi daha düşüktür.”

Yanlış. Hemen hemen hiçbir ürünün kepekli alternatifi, normal çeşidinden daha düşük enerji içermez. Bir ürünün kepekli olması; onun lif, yani posa içerdiğinin bir kanıtıdır. Şeker, kolesterol ve tansiyon seviyelerinin dengelenmesine yardımcı olduğu, doygunluk ve tokluk hissi verdiği, bağırsak hareketini artırdığı için kepek kısmını da içeren tam tahıllı ürünler daha iyi seçenektir. Ama daha düşük enerjili değildir.

  • “Aç kalmak zayıflatır mı?”

Aç kalmak, öğün atlamak, sanılanın aksine, vücut ağırlığında azalma ile sonuçlanmayabiliyor. Çünkü yeterince beslenemeyen metabolizma, durumu kıtlık olarak algılıyor, metabolizma hızını düşürüyor ve tüketilen besinleri daha kolay bir şekilde vücutta yağ şeklinde depolamaya başlıyor. Bir diyetisyen tarafından size özel planlanmış beslenme programıyla sağlıklı bir şekilde kilo kaybedebilirsiniz.

  • “Light/diyet ürünler zayıflama diyetlerinde sınırsızca tüketilebilir mi?”

Bir ürünün üzerindeki light veya diyet ibaresi o besinin gün içerisinde istediğiniz kadar tüketilebileceği, enerjisinin olmadığı anlamına gelmiyor. Light ürünlerin de pek çoğu bir miktar kalori içeriyor; yani sınırsız tüketmek light da olsa doğru değil.

  • “Balık ve yoğurt beraber yenirse zehirlenme yapar mı?”

Bu konuyu açıklığa kavuşturmakta fayda var: Tazeliğini yitiren veya yakalandıktan sonra hızlıca soğutulmayan balıkta histamin adında bir proteinin miktarı artar. Bu madde yoğurtta da var. Taze olmayan balıkla yoğurt aynı öğünde ikisi de tüketilirse vücuttaki histamin miktarı artar, bu da vücudunuzda alerjik reaksiyonlara, zehirlenmelere neden olabilir. Ama şunu da unutmayalım ki, balık bayatsa, yanında yoğurt yenilse de yenilmese de zaten zehirlenmeye yol açma riski yüksektir. Tazeliğine güvendiğimiz balık ile yoğurdumuzu rahatlıkla yiyebiliriz.

  • “Karbonhidratlarla proteinleri karıştırmamak mı gerekir?”

Bu öneriyi uygulamak hem gerekli değil hem de pek mümkün değil. Çünkü birçok besinin içerisinde doğal olarak protein ve karbonhidrat birlikte bulunur. Örnek olarak bir süt kutusunun üzerindeki etiket bilgilerine bakıldığında içerisinde hem karbonhidrat hem de protein olduğunu görebilirsiniz. Benzer durum aslında ekmek de dahil olmak üzere pek çok besin için geçerli.

  • “Aç karnına limon veya greyfurt suyu içmek yağları eritir mi?”

Maalesef, vücutta depo edilen yağlardan kurtulmak, herhangi bir yiyecek veya içeceğin tüketilmesi ile mümkün değil. Test etmek çok kolay: Bir paket katı yağın üzerine limon veya greyfurt suyu döküp bekleyin. Yağda hiçbir değişim olmayacak. Yağlarınızı eritmenin en önemli yolu size uygun hazırlanmış sağlıklı bir beslenme planı ve düzenli fiziksel aktivitelerdir.

  • “Çikolata yemek obeziteye neden olur mu?”

Obezitenin birçok nedeni var, fakat çözümlerden biri çikolatayı hayatımızdan çıkarmak değil. Porsiyon miktarına dikkat ettiğiniz takdirde, dilediğiniz besini yeterli ve dengeli beslenme düzeninizde keyifle tüketebilirsiniz.

  • “Gıda katkı maddeleri kansere yol açar.”

Gıda katkı maddelerinin kullanımı uzun süren bilimsel çalışmalar sonucunda uluslararası sağlık otoriteleri tarafından belirlenir, ülkelerde ilgili bakanlıklar tarafından kodeks çerçevesinde uygulanır ve kontrol edilir. Yıllar süren bu bilimsel çalışmalarda katkı maddelerinin kullanımına, insan sağlığı açısından herhangi bir risk oluşturmadığı noktada izin verilir. İzin verilen miktarlarda kullanılan katkı maddeleri sağlık için tamamen güvenlidir.

Doğru bilinen yanlışlar saymakla bitmez ama bu kadarı bile yanlış beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmek için güzel bir başlangıç

 

 

 

Yanlış–1: Ekmek yemek kilo aldırır.

Doğrusu: Eğer günlük almanız gereken kalorinin üzerine çıkarsanız kilo almanız kaçınılmazdır. Bu fazla enerjinin, ekmekten veya herhangi başka bir besinden gelmesi gerçeği değiştirmez. Ekmek, en temel enerji kaynaklarından biridir ve B grubu vitaminlerini içerir.

Yanlış–2: Tüm meyve suları sağlıklıdır.

Doğrusu: Meyve suyu yerine meyvenin kendisini tercih etmek her zaman için en doğru olanıdır. Çünkü meyve sularının kalori ve karbonhidrat içeriği meyvenin kendisine göre daha yüksektir. Ayrıca lif içeriği de daha düşüktür. Şeker içeren ve şekerli asitli olan meyve suları sürekli tüketildiğinde kilo almaya neden olabilir ve bu tür meyve suları aslında hiç vitamin içermez. Meyve suyu tüketecekseniz, taze sıkılmış olanları veya %100 meyve sularını tercih etmelisiniz.

Yanlış–3: Soda ile maden suyu aynıdır.

Doğrusu: Soda karbondioksit eklenmiş sudur. Maden suyu ise doğal kaynaklardan elde edilen mineralli sudur. Soda içtiğinizde vücudunuz hiç mineral alamazken, maden suyu tercih ettiğinizde kalsiyum ve magnezyum minerallerini kazanır.

Yanlış–4: Kırmızı et her koşulda sağlık için zararlıdır.

Doğrusu: Kırmızı et; vücut tarafından en iyi kullanılabilen protein kaynaklarından biri olmakla birlikte demir mineralinin en zengin besin kaynağıdır. Yüksek kolesterol sorunu yaşayan kişiler haftada 2 kez yağsız kırmızı et tüketebilir. Demir yetersizliği olanların ise kırmızı eti düzenli olarak tüketmeleri gerekir.

Yanlış–5: Light sütler sağlıksızdır.

Doğrusu: Light sütlerin üretiminde sütten yağ tabakası ve kolesterol ayrılır. Bu nedenle sütün kalori, kolesterol ve doymuş yağ içeriği azalır ve kalsiyum içeriği artar.

Özellikle menopoz dönemine giren kadınlarda ve kan kolesterolü yüksek olan kişilerde birçok sağlık örgütü light süt tüketimini önermektedir.

Yanlış–6: Zeytinyağı kilo aldırmaz.

Doğrusu: Zeytinyağı da dâhil tüm yağların 1 gramı 9 kalori içerir. Yağlar, tüm besinler arasında en çok kalori içeren çeşittir. Bu nedenle aşırı zeytinyağı tüketmek kilo artışına neden olur.

Yanlış–7: Tek sağlıklı yağ zeytinyağıdır.

Doğrusu: Vücudumuzun işlevlerini normal olarak yerine getirmesi için birçok çeşit yağa ihtiyacı vardır. Sadece zeytinyağı kullanmak bu dengeyi bozar. Mısır özü veya ayçiçeği yağı, fındık yağı veya zeytinyağı ile karıştırılarak kullanılması gerekir. Ayrıca vücudumuzda yağ dengesini sağlamak için haftada 2–3 kez balık tüketmek gereklidir.

Yanlış–8: Esmer şeker kilo aldırmaz.

Doğrusu: Bir gram esmer şeker 3,5 kaloriyken 1 gram beyaz şeker 4 kaloridir. Yani çayınıza 2 adet esmer küp şeker attığınızda 14 kalori, 2 küp beyaz şeker attığınızda 16 kalori alırsınız. Aşırı şeker tüketimi, kilo almaya ve karın bölgesinde yağlanmaya sebep olur.

Yanlış–9: Izgara her zaman sağlıklıdır.

Doğrusu: Mangalda yapılan ızgara etler direk ateş ile temas ediyorsa karsinojen madde üretirler. Direk ateşe değerek pişen etlerin, mide ve barsak kanserine yakalanma riskini arttırdığı bilinmektedir.

Yanlış–10: Kendi başıma da sağlıklı zayıflarım.

Doğrusu: Sağlıklı kilo kaybetmek için öncelikle bir doktor kontrolünden geçmeli ve gerekli testleri yaptırmalısınız. Sonrasında bir diyetisyen eşliğinde kendi metabolik hızınıza ve yaşam tarzınıza uygun bir beslenme programına başlayarak kilo vermeli, mümkünse beslenme programınızı düzenli egzersiz ile desteklemelisiniz.

 

 

 

 

 

 

 

Beslenmede doğru bilinen yanlışlar

“Ispanak yoğurtla yenmez”, “Balıkla yoğurt yenirse zehirlenme olur”, “Kabak çekirdeği zayıflatır”, “Diyet ürünler, zayıflamada serbestçe tüketilebilir”, “Aç karnına limon veya greyfurt suyu içmek yağları eritir” ve benzer söylemler kafaları karıştırıyor. Diyetisyen Turgay Köse, “Asılsız haberlerin daha çok prim yapması doğru bilinen birtakım yanlışların ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Halbu

‘Limon suyu, yağ yakmaz’

Aç karına limon veya greyfurt suyu içmek yağları eritir: Maalesef herhangi bir yiyecek veya içeceğin tüketilmesi ile vücuttaki depo edilen yağlardan kurtulmak mümkün değildir. Keşke kilo vermek bu kadar kolay olabilse… Beslenme tedavisi ve egzersiz programı birlikte sürdürülmeden fazla kilolardan ve depo edilen yağlardan kurtulmak pek mümkün olmamaktadır.

Balık ve yoğurt beraber yenirse zehirler: Tazeliğini yitiren balıkta “histamin” adında bir proteinin miktarı artmakta, bu madde aynı zamanda yoğurtta da bulunmaktadır. Aynı öğünde, her ikisi de tüketilirse vücuttaki histamin miktarı artmaktadır. Bu durum özellikle alerjik durumu olan bireylerde çok ender şekilde görülse de (kaşıntı ve kızarıklık gibi) bazı olumsuz tepkimelere yol açabilmektedir. Balık bayat ise yanında yoğurt yenilse de yenilmese de zaten zehirlenmeye yol açar. O nedenle besinleri taze olarak tüketmeye dikkat etmeli, tazeliğinden şüphe edilen besinler imha edilmelidir. Kaldı ki yoğurt; panzehir etkisinden dolayı zehirlenme durumunda özellikle tüketilmeli, ardından da istifra edilmelidir.

Ispanak üzerine yoğurt veya süt içerisine pekmez katılmamalıdır: Besin öğeleri incebağırsaklardan yarış halinde emilirler. Ortamda hangi besin öğesi fazla miktarda bulunursa öncelik onda olur. Kalsiyum ve D vitamini fosfor emilimini artırırken buna karşılık demir minerali kalsiyumun emilimini azaltır. Ancak tüketilen gıdalardaki bu besin öğeleri miligram hatta bazen mikrogram şeklinde tanımlanacak kadar küçük oranlarla alınmaktadır. Bu kadar düşük dozlarda alımlardaki etkileşim göz ardı edilecek kadar küçüktür. Dolayısıyla ıspanak üzerine yoğurt koymak veya sütün içerisine pekmez eklemek yanlış bir tutum değildir.

Kabak çekirdeği zayıflatır, bağırsakları çalıştırır, ayçekirdeği gibi zararlı değildir:Ayçekirdeğinin 100 gramı 560 kkal. enerji vermektedir. Buna karşılık kabak çekirdeğinin zayıflatıcı etkisi olduğu, bağırsakları çalıştırdığı, ayçekirdeği kadar zararlı olmadığı düşünülür. Sanılanın aksine kabak çekirdeğinin enerjisi daha yüksektir (100 gramı 610 kkal.) Hiçbir zaman için bağırsakları çalıştırıcı, kabızlığı önleyici bir etkisi de yoktur. Öte yandan her iki çekirdek türünün de kilo aldırıcı etkileri göz ardı edilmemelidir.

‘Vücudun yağa ihtiyacı var’

Diyette yağı kesmek depo edilen yağların yanmasını sağlar: Zayıflama diyeti uygulansa da vücudun belirli oranlarda yağa ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın diyetle karşılanmadığı durumlarda vücut savunma mekanizması olarak karbonhidrat ve proteinlerden yağ sentezler, bu yağ, oldukça yüksek oranlarda kolesterol içerir. Halbuki yağda eriyen vitaminlerin kullanılması vücuda alınan yağlara bağlıdır. Ayrıca yağlar mideyi geç terk ettiği için uzun süre tokluk hissi verirler. Bu nedenle günlük alınan enerjinin yüzde 25 – 30’u yağlardan karşılanmalıdır.

Ekmek, pilav ve makarnayı kesmek zayıflatır: Ekmek, pilav ve makarna gibi tahıl ürünleri kimyasal yapılarında bulunan hidroksil (OH) molekülü sayesinde su tutucu bir özelliğe sahiptir. Eğer ki diyette bu besinlerin tüketimi fazla kısıtlanırsa vücut da su tutamayacağı için kısa sürede bir miktar ağırlık yani su kaybedilir. Tabii vücuttaki yüzde 20’lik su kaybı sağlığı tehlikeye atacağı için kişi savunma mekanizması olarak daha fazla su kaybetmez, kilo verememeye başlar. Sonrasında ise kaybedilen su vücuda geri alındığında eski ağırlığa dönülür. Hatta uygulanan bu yanlış diyet sonrası daha bile fazlasına.

‘Madensuyu iştah açar’

Bol madensuyu içmek zayıflatır: Madensuyu, sindirimi bir miktar kolaylaştırdığı için özellikle yemeklerden sonra tercih edilen bir içecektir. Ancak, hazmı kolaylaştıran bu içeceğin yağ yakıcı bir fonksiyonu bulunmamaktadır. Zayıflatıcı etkisi bulunmayan maden suyu, aşırı miktarlarda içildiği takdirde iştah açıcı bir etki göstermektedir.

‘AÇ KALMAK ZAYI FLATMAZ’

Aç kalmak zayıflatır: Zayıflamak uğruna aç kalmak, öğün atlamak sanılanın aksine genelde vücut ağırlığında artış ile sonuçlanmaktadır. Çünkü yeterince beslenemeyen metabolizma, durumu tasarruf olarak algılamakta ve tüketilen her besini savunma mekanizması olarak (yarın bir gün tekrar aç kalırsam enerji olarak kullanırım mantığı ile) vücutta yağ şekline depo etmektedir.

Yumurta kolesterolden dolayı tehlikeli bir besindir: Yumurta, kolesterolünün yüksek olması ile dikkati çeker. O nedenle özellikle büyüme ve gelişme çağındaki bireyler için oldukça önemli bir besin öğesidir. Bunun yanında, sarısında lesitin adında bir madde bulunmaktadır ki, sanılanın aksine kan kolesterolünü o kadar da yükseltmez. Bu nedenle sağlıklı bireyler günde 1 adet yumurta yiyebilirler. Tabii pişirme ilkeleri de büyük önem taşımaktadır.

Kepekli ürünler kansızlık yapar: Diyet posası (lifi), bitkilerin yapısında bulunan, sindirim sisteminde vücuda emilemeyen ancak organizma için faydalı olan kısmıdır. Diyet posası için değişik yaş ve özel durumlara yönelik tüketim standardı henüz belirlenmemekle birlikte son literatürlerde kadınlarda 30, erkeklerde 38 gram posa alımı uygun görülmektedir. Günde 50 – 60 gramın üzerindeki aşırı tüketim ise kalsiyum, demir, çinko gibi bazı mineralleri bağlayarak vücuttan atılmalarına yol açabilir.

Light / diyet ürünler zayıflama diyetlerinde serbestçe tüketilebilir: Uygun olan ürün de serbestçe tüketilmemeli, eşdeğeri olan başka bir besinin yerine tercih edilmelidir (Örnek: Light bisküvi yenilirse günlük ekmek tüketimini azaltmak gerekir). Aksi takdirde farkında olunmadan yüksek oranda enerji alımına, dolayısıyla vücut ağırlığında artışa yol açabilir.

Zeytinyağı mucize bir yağdır: Zeytinyağı önerilen yağlardan biridir. Omega – 9 adı verilen yağ asitlerini içermektedir. Sonuçta katı da olsa sıvı da olsa 1 gram yağ 9 kkal. enerji vermektedir. Dolayısıyla fazlası vücut ağırlığında artışa neden olmakta ve oluşan şişmanlığa bağlı olarak birtakım sağlık problemleri ortaya çıkmaktadır. O nedenle zeytinyağı tüketiminde aşırı kullanımdan kaçınılmalıdır.

Karbonhidratlarla proteinleri karıştırmamak gerekir: Pratikte ve teorikte bu durum pek mümkün değildir. Örnek olarak bir süt, yoğurt kutusunun üzerindeki etiket bilgilerine bakıldığında içerisinde hem karbonhidrat hem de protein olduğu görülür. Hatta karbonhidrat diye bilinen pirinç ve makarna paketlerinin üzerindeki etiket bilgileri incelendiğinde protein de içerdiklerine tanık olunur. Bu durumda hiç süt veya yoğurt tüketmemek gerekir. Bu mantık doğru olsa idi ne mantı ne de dolma yenilebilirdi. O halde ayırma diyeti, temelinde yanlış bir diyettir, yemekte makarna ile köfte veya yoğurt tüketilebir.

Yemekle birlikte su içilmemelidir: Beslenme konusunda sıkça tartışılan konulardan biri de yemek yerken su içmeli mi, içmemeli mi? Eğer ki kişinin yemek yerken su içme alışkanlığı varsa bunu devam ettirmelidir. Ancak tüketmiyorsa kendini de zorlamamalıdır. Kimi açıklamalarda yemekle birlikte fazla su içmenin mide hacmini genişleteceği, o nedenle yemek öncesi, yemek esnası veya yemek sonrasında fazla su içilmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Halbuki mide çok esnek bir yapıdadır. Doldurulunca genişler, boş kalınca büzüşür. Öte yandan soğuk suyun yağları dondurduğu, sıcak suyun ise yağların çözülüp atılmasını sağladığı gibi yanlış görüşler de söz konusudur. Aslında soğuk su (2C) mideyi yaklaşık 20 dakikada, ılık su (32C) 80 dakikada terk eder. Bu nedenle besinlerle olan etkileşimi daha fazla olacağı ve midede uzun süre kalarak doygunluk hissi vereceği için ılık su sanki bir gömlek daha üstün gibi görünmekte. Ama bu demek değildir ki soğuk ya da sıcak su içmeyin. Yeter ki su için.

 

 

1. Diyet yaparken ekmeği hayatımızdan çıkarmak

Diyet yaparken ya da günlük beslenmede kalori kısıtlamasında bulunmak amacıyla, önce ekmek tüketmeyi bırakıyoruz. Ancak ekmeğin vücuda 2 büyük faydası var: Birincisi kan şekerini dengeliyor, ikincisi ise sinir sistemi için çok gerekli olan vitaminlerin alımına katkıda bulunuyor.

Ekmek tüketiminin miktarı kişinin kilosuna, cinsiyetine veya çalışma temposuna göre değişkenlik gösterebiliyor. Sağlıklı bir insanın her öğünde ortalama ikişer dilim ekmek tüketmesi fazla olmayacaktır. Gün içinde bir kişi en az 6-8 dilim tüketebilir.

Ekmek bir tahıl grubu yiyeceğidir. Diğer tahıllarla değişiklik yapılarak tüketilebilir. Örneğin bir dilim ekmek yerine öğününüzde 2-3 yemek kaşığına karşılık gelecek pilav özellikle daha sağlıklı olan bulgur pilavı veya 5-6 yemek kaşığı  kurubaklagil tüketebilirsiniz. Ekmek veya pilav yemek istemezseniz, bir kase çorba içebilirsiniz. Ekmeğin cinsi tam buğday, çavdar veya kepekli olmalı

2. Düşük kalorili diyetler

Manken diyetleri, mucize diyetler, sadece protein ya da sadece sebze-meyve gibi tek yönlü diyetlerin zararları bilimsel ortamlarda sürekli vurgulanmasına rağmen medyatik ve ticari amaçlar nedeniyle maalesef bu diyetler halen gündemdeki yerini korumaktadır. Düşük kalorili diyetler kısa sürede kilo verdirse de  sadece su ve kas kaybına neden olduğundan yağ kaybı sağlamaz dolayısıyla kişi yüzünde bir incelme fark etse dahi özellikle karın ve basen kısmında incelme olmaz . Bu tür diyetler çok düşük olan karbonhidrat içerikleriyle su ve elektrolit dengesinde bozukluk, kalsiyum ve sodyum atımında artış, osteoporoz, hiperlipidemi ve gut gibi riskler taşır. Ayrıca, çok düşük kalorili diyetlerin birçok mikro besin öğesinden eksik olduğu düşünülürse ciddi vitamin-mineral kayıpları ve bunların doğuracağı sorunlar da unutulmamalıdır. Bu tür diyetlerde enerji alımını azaltmak için öğün atlanması ise metabolik hızın düşmesine, böylece ağırlık kaybının zorlaşması, yavaşlaması, hatta durmasına neden olur.

Doğru diyet mi acaba?

Size verilen programı kontrol edin.
Tüm besin grupları bir günlük diyet içinde yer alıyor mu?
Bu besinler her zaman alışveriş yaptığınız süpermarket veya manavda var mı?
Yaşam tarzınıza ve bütçenize uygun mu?
Program sevdiğiniz besinleri yemenize de müsade ediyor mu?
Sadece birkaç hafta değil ömür boyu uygulayabileceğiniz bir program mı?

3. Zayıflama hapları, karışımlar ve diyet form çaylar kullanmak

Doğru diyet mi acaba?

Size verilen programı kontrol edin.
Tüm besin grupları bir günlük diyet içinde yer alıyor mu?
Bu besinler her zaman alışveriş yaptığınız süpermarket veya manavda var mı?
Yaşam tarzınıza ve bütçenize uygun mu?
Program sevdiğiniz besinleri yemenize de müsade ediyor mu?
Sadece birkaç hafta değil ömür boyu uygulayabileceğiniz bir program mı?

3. Zayıflama hapları, karışımlar ve diyet form çaylar kullanmak

Bitkisel olduğu iddia edilen çeşitli haplar son derece sakıncalıdır. Bazılarının vücut yağında azalmaya yardımcı olduğu söylenirken, bazılarınınsa tokluk hissi yaratarak besin alımını azalttığı bilinmektedir. Ancak besin alımının yanlış bir dengede azaltılmasıyla elde edilen sonuçlar ortadadır. Yapılan araştırmalar sonucunda, bazı hapların içerisinde Kafein ve Sitrus Uranyum maddelerinin bulunduğu ve bu maddelerin birleşip kana karıştığında, kalp atışlarını hızlandırdığını ve hatta ölümlere yol açtığı ifade edilmiştir. Zayıflama haplarının etkili olduğu, ancak kalbe zararlı yan etkilerinin olduğu ve hatta ölümlere yol açtığı artık kanıtlanmış bir gerçek konumundadır.

Piyasada satılan bazı toz karışım ve içeceklerin ise tıpkı yanlış uygulanan diyetlerde olduğu gibi vücut yağında kayıp sağlamadığı bilinmektedir. Bu gibi ürünler diüretik etkileriyle su kaybı gerçekleştirir, yani kaybedilen kilonun sahte olduğu söylenebilir. Aynı zamanda laksatif etkisiyle bağırsakları çok çalıştırarak yiyeceklerin kolay atımını sağlar. Bu tür diyet çaylar ve ilaçlar bağırsağın kendi kendine çalışmasını durdurur ve ilerleyen dönemlerde bağırsak tembelliğine sebep olurlar. Hatta artan kolon kanserlerinin nedenlerinden biri de sürekili laksatif kullanarak tembelleştirilmiş bağırsaklardır.

4. Günde 3-4 litre su içmek

Su, vücutta oluşan toksik maddelerin atılması için gereklidir. Sodyum, flor, potasyum, kalsiyum ve klor minerallerini içerir. Günde ortalama iki litre tüm vücut ihtiyacını karşılamak için yeterlidir. Fazla tüketimi böbreğin fazla çalışmasına ve vücut elektrolit dengesinin bozulmamasına neden olur.

5. Kolesterol hastalarının hiç et yememesi

Vücudumuz kolesterolün yüzde 80’ini kendisi üretir, yüzde 20’lik bölümünü ise gıdalardan alır. Dışarıdan da bol bol kolesterol aldığımızda kanımızdaki oranı yükselir. Bu, risklerin birini arttırmak anlamına gelir. “Kolesterol hastaları et yememeli” diye kesin bir olgu yoktur, sadece etin miktarına dikkat etmeleri gerekiyor. Özellikle tavuk ve balık eti tercih edilmelidir.

 

  1. Soda içerek zayıflamak

Soda sindirime yardımcı olan, hazmı kolaylaştıran bir içecektir. Fakat bu özellikleri ile yağ yakımına neden olmaz. Ayrıca içeriğinde yüksek oranda sodyum bulunduğundan  hipertansiyon hastalarının tansiyonunu yükselterek risk oluşturabilir.

7. Öğün atlamak

Öğün atlamak bir sonraki öğünde çok daha fazla besin tüketimiyle kilo almaya yol açacaktır. Bu nedenle öğünleri zamanında tüketmelisiniz. Diyet bir beslenme disiplinidir aksi halde sağlık sorunları ve bedende şekil bozuklukları ile karşılaşabilirsiniz.

8. Diyette meyveyi kısıtlamak

Meyve ve sebzeler vitamin, mineral ve lif açısından en doğal ve en kaliteli besinlerdir. Son dönemde Karatay diyetleri gibi meyve tüketimini sınırlayan diyetler insan sağlığını tehdit etmekte ve hatta geri dönüşü olmayan hastalıklara sebep olmaktadır.

Vücudumuz çalıştığı müddetçe glukoz dediğimiz şekere ihtiyaç duyar.  Eksikliği ise halsizlik, baş ağrısı, yorgunluk isteksizlik başta olmak üzere birçok rahatsızlığa neden olur. Meyveler en doğal glukoz deposudur. (fruktoz) Aynı zamanda düşük kalorilidir. Vücudun ihtiyacı olan glukozu (şekeri)  meyvelerden karşılamadığımız durumda vücut bu ihtiyacını daha kalorili ve doğal olmayan çikolata, kek, baklava vb. şeker kaynaklarından karşılamaya başlar, ki bu da hızlı kilo alımı ve şekilsiz yağlanma, şeker hastalığı, kalp ve koroner rahatsızlıklar, kabızlık vb. rahatsızlıklara neden olur. Günde ortalama 4-5 porsiyon meyve  tüketimi sağlıklı bir vücuda sahip olmak için gereklidir.

Diyabetliler meyve yiyebilir mi?

Diyabet hastaları günlük karbonhidrat miktarını iyi ayarlamalıdır. Ekmek, pilav, kurubaklagil ve meyve şeker hastalarından ilk uzaklaştırılan yiyeceklerdir. Halbuki tamamen günlük beslenmeden çıkarmak yerine ölçülü miktarlarda tüketmek daha doğru olur. Her diyabet hastası günde ortalama 2-3 porsiyon meyve yemelidir. Meyvelerden glisemik indeksi yüksek üzüm, muz, kayısı, dut ve inciri daha az; elma, şeftali, erik, kivi, portakal vb. meyveleri daha çok tercih etmelidir. Ayrıca meyve yerken yanında ekmek, peynir, süt veya yoğurt  gibi proteinli bir besin alırsa şekeri daha az yükselir.

9. Sabahları aç karna limon ve greyfurt suyu içilmesi

Aç karna alınan asitli içecekler mide rahatsızlığına sebep olur. Limon ve greyfurt gibi asitli içecekler vücuttan sodyum atımını artırır, tansiyonu düşürür. Bu durum tansiyonu düşük olan kişilerde riskli sonuçlar doğurabilir.

10. Aç karna egzersiz yapmak

Aç karna yapılan fiziksel aktivite kişinin kan şekerini çok fazla düşürürken, hemen yemek ardından yapılan aktivite kalbe yük bindirecektir.  Tavsiye edilen, yemek yendikten ortalama  bir-bir buçuk saat sonra kan şekerinin yükselme anında yapılan düzenli egzersizdir.

11. Akşam 5’ten sonra yemek yememek

Bir kişinin ortalama açlık süresi 5-6 saattir. İki ana öğün arasında veya ana öğün ile uyku arasında bu kadar süre (en az 4 saat) olmalıdır. Ara öğün arası da iki saat yeterlidir. Daha uzun süre açlıklarda kan şekeri düşer. Daha kısa süreli olursa da yenilen yiyecekler hazmedilmeden hızlı depolanır. Dolayısıyla kişi saat kaçta yatacaksa en az 4 saat önce ana öğünü, 2 saat önce de meyve veya süt gibi ara öğününü almalıdır. Örneğin; 12’de yatıyorsa en geç 8’de, 3’te yatıyorsa (gece metabolizma yavaş çalıştığından) en geç 9-10 gibi yemeğe son vermelidir.

 

“DOĞRU MUHAFAZA EDİLMEMİŞ BALIK YANINDA YOĞURT YENEBİLİR Mİ?”

Balık yanında yoğurt yememenin yanlış olduğunu söyleyen Diyetisyen Yurdakul: “Şöyle ki balık taze ve doğru koşullarda soğuk zinciri kırılmadan tüketiciye ulaşmışsa hiçbir sıkıntı yok. Ancak balık tutulduktan sonra doğru saklanmazsa kişilerde zehirlenmeye yol açabilir. Bu şekilde yenilen bayat ve iyi muhafaza edilmemiş balık toksik etkilere yol açabilir, bu durumda zehirlenmeye yol açan balık ve yoğurt ikilisinin aynı anda tüketilmesi değil, balığın bayat olması ve doğru saklanmamasıdır, dikkat edilmesi gereken husus budur.

“ETİN YANINDA SALATA TÜKETİN”

Et yemeğinin yanında ayran içilebilir mi? Aslında, bakıldığında ikisi de proteindir. Süt, ayran, yoğurt gibi gıdalar genelde ‘şelatör’ adı ile bilinir, yani, gıdalardaki bazı mineralleri bağlar ve emilimini engelleyebilirler, hatta, bu özellikleri nedeniyle eskiden beri kimi basit gıda zehirlenmelerinde kullanılagelmiştir. Bu bağlamda, emilimi azaltabileceği etkisi ile, etten aldığımız demirin de, emilimini olumsuz etkileyeceğini, bu nedenle, et ile birlikte bağlayıcı özelliği olan kalsiyum içerikli ayran ya da yoğurt tüketilmese iyi olur. Yalnız son dönemde yapılan çalışmalarda, yoğurt içindeki kalsiyumun, hayvansal kaynaklı proteinlerde var olan demirin emilimini azaltmadığı bildirilmektedir. Sağlık açısından bakıldığında etin yanında salata yenilmesi daha doğrudur. Demir emilimini, salatadan aldığımız C vitamini arttırır.

“PEKMEZ BİTKİSEL KAYNAKLI DEMİR İÇERİR”

Pekmezden alınan demirle yoğurttan alınan kalsiyumun yan yana gelmesi? Pekmez, bitkisel kaynaklı demir içerir. Pekmezden sadece demir almayız, aynı zamanda kalsiyum da alırız. Pekmez ve yoğurt ikilisi böylece daha fazla kalsiyum demektir. İsteniyorsa, kalsiyum açısından daha zengin olan ikili pekmez ve yoğurt yerine, demir bakımından daha zengin tahin ve pekmez tercih edilebilir.

“SIKMA GREYFURT, 4 PORSİYON MEYVE DEMEKTİR”

Aç karına içilen greyfurtun zayıflatmıyor! Greyfurtun yarısı 1 porsiyon meyveye eşdeğerdir. Bir bardak greyfurt için 2 greyfurt sıkarız. Bu da 4 porsiyon meyve demektir. Sabah 4 porsiyon meyveyle güne başlamanın gereksiz kalori alımı olduğunu düşünüyorum. Sabahları aç karına 1 su bardağı ılık limonlu su daha olumlu etki gösterecektir. Aç karına içilen ılık suya damlatılan C vitamininden zengin limon veya greyfurt barsak hareketlerini de hızlandıracaktır.

“MEYVEYİ ARA ÖĞÜN OLARAK TÜKETİN”

Yapılan yanlışlardan biri olan yemek sonrası meyve tüketimidir. Yemekte zaten yeteri kadar kalori alıyoruz. Bir de üzerine ekstra kalori ve şeker almamızın bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Meyveyi ara öğün olarak tüketmek ya da yemekten 1-2 saat sonra almak daha doğru olacaktır. Son olarak bal ve sıcak sıvılar konusuna değinmek istiyorum. Balın sıcak sıvılarla karıştırılması, balın besin değerini düşürmektedir. Bu nedende, eğer balı karıştıracak isek eğer, süt veya suyun ılık olmasını tercih etmeliyiz.

 

Maydanoz ve lahana yüksek miktarlarda alındığında ya da suları kaynatılıp içildiğinde oldukça iyi ödem atıcı özellik gösterirler, dolayısıyla tartıya çıktığınızda 2-3 kiloluk kayıplarla yüzünüzü güldüreceklerdir. Ancak kilonuzdaki bu azalma yağ miktarınızdan değil de vücudunuzdaki sudan olacağı için aslında gerçek anlamda zayıflamış olmazsınız. Su kaybedilerek verilen kilolar gerçek değil; yanıltıcı kilolardır. Kalıcı şekilde kilo vermek için Diyetisyen eşliğinde SİZE ÖZEL planlanan sağlıklı beslenme programı ile kilo vermenizi öneririz.

 

Öncelikle bilinmesi gereken nokta kepekli ekmeğin kalorisinin beyaz ekmekten çok da farklı olmadığıdır. Bu sebeple diyet yaparken kalorisinin düşük olduğu düşünülerek kepekli ekmeği miktarına dikkat etmeden tüketmek size kilo verdirmek yerine kilo aldırabilecektir. Kepekli ekmek yüksek posa içeriği sayesinde hem sizde uzun süreli tokluk hissi sağlayacak, hem de kan şekerinizin dengelenmesini sağlayarak yemekten sonraki tatlı krizlerinizi önleyebilecektir.

 

Ispanak demir yönünden çok zengin olduğundan diyet sırasında sık sık tüketilmelidir

Ispanaktaki demir miktarı yüksektir ancak ıspanaktaki demirin biyoyararlılığı kırmızı et, yumurta ya da kuru baklagiller kadar yüksek olmadığından aslında demir açısından iyi bir kaynak sayılmamaktadır. Ama vitaminler, mineraller ve posa içermesi bakımından oldukça sağlıklı bir besin olması açısından bakıldığında sık sık tüketilmesinde bir sakınca bulunmamaktadır. Tüm sebzeler aynı oranda tüketilmeli, çeşitlilik sağlanmalıdır.

 

 

Diyet sırasında karbonhidratlarla proteinler asla karıştırılmamalıdır.

Sadece karbonhidrat ya da sadece protein üzerine kurulu diyetler kesinlikle sağlıklı değildir. Çünkü vücudumuzun yapıtaşı olarak proteinlere ihtiyacı olduğu kadar enerji sağlamak için de karbonhidratlara ihtiyacı vardır. Aksine öğünlerinizi tüketirken tabağınızda hem protein hem de karbonhidratlara birlikte yer vermelisiniz, bu tip beslenme tarzı kan şeker düzeyinizin ayarlanmasında da oldukça etkilidir.

 

Zeytinyağı kilo aldırmaz

Zeytinyağı kalp ve damar sağlığımız açısından sağlıklı olduğu için tercih etmemiz gereken yağların başında gelse de unutulmamalıdır ki zeytinyağı da olsa margarin de olsa bütün yağların 1 gramı 9 kkalori enerji verirve zeytinyağı da fazla tüketildiği takdirde kilo almamıza yol açacaktır. Bu yüzden miktara dikkat!

 

Patates şişmanlatır.

Patates her ne kadar sebze olsa da besin öğeleri açısından ekmek grubuna daha yakın olduğu için tüketilirken ekmek gibi düşünülmelidir. Glisemik indeksi yüksek olan patatesi tüketirken miktara dikkat etmeli; miktarda aşırıya kaçılmadığı sürece- ekmek grubu besinlerle denge sağlandığı sürece patatesi tüketerek de kilo kontrolünü sağlayabilirsiniz.

 

Sabah aç karına içilen limonlu su yağları yakar.

Sabah içtiğiniz bir bardak ılık su bir miktar tokluk hissetmenizi sağlayabilir; ancak limon suyunu aç karnına içtiğinizde, asit düzeyinden dolayı midenize zarar vereceği gibi yağları yakıcı bir özelliği de bulunmamaktadır.

 

 

 

  1. Yumurta sağlıksızdır

Belirli bir diyet ya da beslenme düzeni uygulamaya çalışılırken,  aslında oldukça sağlıklı olan besinlerin bir kısmı sağlıksız olarak addedilebiliyor. Yumurta, bunun en iyi örneklerinden.

Yumurtanın yüksek miktarda kolesterol içeriyor olması, kalp krizi riskini arttırdığı yönünde yorumlanıyor. Ancak yakın zamanda yapılan araştırmalar, yumurtanın içeriğindeki kolesterolün kandaki kolesterol miktarını arttırmadığını ve kalp kriziyle bir bağlantısı olmadığını gösteriyor. Aksine, yumurta kandaki “iyi” kolesterolü dengeliyor, kahvaltıda tüketildiğinde kilo vermeyi kolaylaştırıyor.

  1. Doymuş yağlar kötüdür

Yakın zamana kadar kalp krizinin çok fazla yağ tüketimine, özellikle doymuş yağların tüketimine bağlı olduğu sanılıyordu.

347,747 kişi üzerinde yapılan ve 2010 yılında yayınlanan bir araştırma sonucu, kalp krizi ve doymuş yağlar arasında bir bağlantı olmadığı açığa çıkarılmış. Görünen o ki; et, peynir ya da tereyağı gibi, doğal olarak doymuş yağlar içeren besinlerden korkmanız için bir sebep yok.

  1. Herkes tahıl yemeli

Tarım reformunun insanın evrimleşmesine oranla çok daha yakın zamanda gerçekleşmiş olması, diyetlerin tahıl ağırlıklı olması gerektiği görüşünün aksini gösteren en önemli kaynaklardan.

Tahılların, sebzelerle kıyaslandığında besin değerlerinin düşük olmasının yanı sıra, içerdikleri bağırsaklarda gerekli minerallerin emilmesini engelleyen fitik asit oranı da oldukça yüksek.Tahıl ağırlıklı beslenmenin en önemli maddesi olan buğday, birçok sağlık problemine yol açabilirken, içeriğindeki gluten, büyük oranda hassasiyet duyulan bir madde.

  1. Çok protein tüketmek kemikler ve böbrekler için sakıncalıdır

Yüksek oranda protein içeren bir diyetin osteoporoza ve böbrek hastalıklarına yol açabileceği iddia ediliyor. Protein tüketiminin kısa vadede kemiklerden kalsiyumu boşalttığı doğru, ancak uzun dönemde etkisi bunun tam tersi.

Protein, kemik gelişimi konusunda oldukça etkili bir madde olmasının yanı sıra, osteoporoz ve kırık riskini de azaltıyor. Ayrıca, kişi sağlıklıysa, protein tüketimi ve böbrek hastalığı arasında bir bağlantı olmadığını, yapılan araştırmalar ortaya koyuyor. Böbrek hastalığının iki ana etkeni olan diyabet ve yüksek kan basıncı iken, protein bunların düzenlenmesinde rol oynuyor.

  1. Yağ oranı düşük yiyecekler iyidir

Normal besinlerin içerisindeki tüm yağ çıkarııldığında, lezzetleri kalmıyor. Bunu bilen üreticiler, yağ oranını düşük tuttukları yiyeceklere, tadını dengelemesi için tatlandırıcı, şeker ya da şurup ilavesi yapıyorlar.

Yapay tatlandırıcıların kalorisiz olması, onları  vücudumuz için şekerden daha sağlıklı olmadığı gerçeğini maalesef değiştirmiyor. Aksine yapay tatlandırıcılar, obezite, diyabet, kalp hastalıkları ve depresyonla yakından bağlantılı.

Doğal yağların çıkarılarak, yerlerine yapay tatlandırıcıların eklenmesi hiç de sağlıklı değil.

  1. Kalori alımınızın büyük miktarı karbonhidralardan olmalı

Yaygın görüş, herkesin, yaklaşık %50-60’ını karbonhidratların oluşturduğu düşük kalorili diyetler yapması gerektiğinden yana. Bu tarz diyetler, yüksek oranda tahıl içerirken, protein ve yağ içeriği yüksek olan besinleri dışarıda tutuyor.

Bu tür bir diyet, normal vücut ağırlığında olan kişiler için iyi olabilirken; obez, yüksek kilolu, metabolik sendromu ya da diyabeti olan kişilerde, bu kadar çok karbonhidrat tüketimi zararlı.

  1. Şeker  sadece“boş” kaloriler içerdiği için sağlıksızdır

Şekerin sadece, boş kaloriler içerdiğinden, kalori bazında daha az besin değerine sahip olduğundan, sağlıksız olduğu düşünülür.

Ancak şekerin kötü olmasının tek nedeni bu değil. İçeriğindeki yüksek oranda fruktoz, metabolizmayı  yağ tutulması yönünde etkiler ve kilo alımına neden olur. Fruktozun karaciğerde işlenerek yağa dönüşmesi de, trigliserit oranının yükselmesine ve kolesterole neden olur.

Yani şekerin zararı sadece içerdiği kalorilerin “boş” olmasıyla bitmiyor.

  1. Yağ oranı yüksek besinler kilo aldırır

“Derimizin altında biriken ve sıkı görünmemizi engelleyen madde, yağdır. Ve yağ yemek vücudumuzda bu birikime neden olur. “

Yağ oranı yüksek gıdaların kesinlikle kilo aldırdığı ve vücudu yağlandırdığı düşünülüyor olsa da, konu bu kadar basit değil. Yağlar, karbonhidrat ve proteinlere göre, gram bazında daha çok kaloriye sahip olsa da, yağ içeren diyetler “kesinlikle” kilo alımına neden olmaz.

Yağın vücudu nasıl etkileyeceği, uygulanan diyet, kişinin beslenme alışkanlıkları ve vücut yapısına bağlı olarak değişkenlik gösterir.

 

Cevap Bırakın

Your email address will not be published.