Hipoglisemi ve Diyet Tedavisi

Hipoglisemi ve Diyet Tedavisi

ÇAĞIMIZIN MASUM GİBİ GÖRÜNEN,SİNSİ SAĞLIK SORUNU: HİPOGLİSEMİ

 

HİPOGLİSEMİYLE KARŞILAŞANLARIN SAYISI GÜN GEÇTİKÇE ARTIYOR

Son zamanlarda yoğun iş tempolarından dolayı beslenmeyi unuttuğumuz veya dışarıda posası düşük yemek yeme (fast food-hazır ambalajlı gıdalar vb.) alışkanlıklarımızın artmasıyla; tencere yemekleri tüketiminin azalmasıyla birlikte görülme sıklığı artan ve halk arasında şeker düşüklüğü olarak bilinen durum; esasında reaktif hipoglisemi durumudur.

 

Reaktif hipoglisemisi olan kişiler;

*karbonhidrat içeriği yüksek olan besinleri tükettikten 2-3 saat sonra,
*veya uzun süren bir açlığı takiben:

=> Olumsuz sağlık sorunları (aşırı terleme, çarpıntı, ellerde titreme, konsantrasyon kaybı, sinirlilik hali, bulantı, aşırı acıkma hissi oluşması durumu gibi) yaşamaya başlarlar.

Bu durum, kan şekerinin ciddi derecede düşmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Kişinin yaşadığı aşırı terleme, çarpıntı, ellerde titreme, açlığa bağlı sinirlilik hali, bulantı, aşırı acıkma hissi oluşması  gibi anlık sağlık sorunları; karbonhidrat içeren bir besin tüketiminden hemen sonra düzeliyor ise, bu tablo “reaktif hipoglisemi” olarak adlandırılır.

Reaktif hipogliseminiz olduğunu düşünüyorsanız mutlaka bir dahiliye hekimine başvurunuz. Tanı konulduktan sonra ise diyetisyen danışmanlığı eşliğinde; uygun beslenme tedavisine başlanılmalıdır.

 

DİYABETİN HABERCİSİ OLABİLİR!!

Reaktif hipoglisemi tanısı konan bir kişinin diyabet (şeker hastalığı) oluşma riski oldukça yüksektir.
Yapılan çalışmalarda; reaktif hipoglisemi tanısı konulan kişilerin ilk 5 yıl içerisindeki beslenme düzenlerine dikkat etmedikleri takdirde diyabete yatkınlık oranlarının çok yüksek olduğu görülmüştür.

Reaktif hipogliseminin tedavisi;
1-diyet tedavisi,

2-ilaç tedavisi
3-egzersiz
olmak üzere 3 maddeyi kapsamaktadır.

Diyet tedavisi basamağında,diyet eğitimi ve kişiye özel beslenme programının planlanması önem arz etmektedir. Bu sayede hipoglisemiyle ilgili sorunlarınızı kontrol altına almanız ve diyabetle karşılaşma riskini azaltmanız mümkün olabilir.

 

 

 

 

ÖNERİLER

-Sık ve uygun miktarlarda beslenilmelidir.
-Ortalama 3 saatten fazla aç kalınmaması gerekmektedir.
-Öğünlerin sayısı, kişinin ihtiyaçlarına ve günlük yaşam şekline göre planlanmalıdır.
-Doğru besinler tercih edilmelidir.
-Öğünler karbonhidrat,yağ ve protein içerikleri bakımından dengeli olmalıdır.
-Günlük alınan posa miktarı arttırılmalıdır.
*Reaktif hipoglisemide posa alımı, kan şekerini dengeleme özelliğinden dolayı önem arz etmektedir.
-Tam tahıllı besinler, kurubaklagiller, sebze ve meyveler yeterince tüketilmelidir.
Besin alternatifleri çeşitlendirilerek değerlendirilmelidir.
-Egzersizler ne açken; ne de çok tok iken yapılmalıdır. Doğru zaman tespiti önemlidir.
-Glisemik indeksi yüksek besinlerden(tatlılar-patates-meyvesuları-pirinç gibi) kaçınılmalıdır) ve bunun yerine; düşük glisemik indeksli besinler(kurubaklagiller-tam tahıllı ekmekler-sebzeler gibi) tercih edilmelidir.

Günümüzde görülme sıklığı artan birçok sağlık sorununun, beslenme alışkanlıklarımızın bozulmasıyla ilintili olduğunu ve hatta beslenmemizin tetikleyici olabileceğini unutmayalım. Sağlığımızı korumak ve hastalıklara karşı mümkün olduğunca önlemlerimizi alabilmek adına beslenmemizin ne derece önemli olduğunu gözardı etmeyelim.

Cevap Bırakın

Your email address will not be published.